Türkçe
Share +
Twitter share

Hydroseeding

 

 

Püskürtme yöntemi ile çimlendirmenin diğer geleneksel yöntemlere göre avantajı, herşeyden önce tek bir solüsyon ile tohumlama ve gübreleme işleminin aynı anda yapılabilmesi dolayısıyla maliyetin düşürülmesidir. Sonuçta ekstrem koşullarda dahi, daha hızlı gelişen, daha homojen ve erozyon kontrolü konusunda daha etkin bir bitki örtüsü elde edilmektedir.

 

Erozyon terimi ile, toprağı oluşturan partiküllerin birbirlerinden uzaklaşmasına neden olan, ağırlıklı olarak doğal kaynaklı,  fiziksel ve kimyasal proses bütünü kastedilmektedir; dinamiği birbirinden farklı bir dizi faktörün kombinasyonundan kaynaklanan, önlenmesi veya engellenmesi zor ancak kontrol edilebilen bir fenomendir. Karşı proses ise, daha önceden erozyona uğramış toprak partiküllerinin birikimi aracılığı ile sedimantasyonun meydana gelmesidir.

Erozyon, rüzgar veya yağmur veya her ikisinin kombinasyonundan kaynaklanabilir, ancak erozyonun nedeni ne olursa olsun, gittikçe telafisi zorlaşan, daima daha yüksek toprak kaybına ve toprağın fakirleşmesine neden olan etkileri sınırlamak için acil müdahale gerektirmektedir.

 

Yüzeysel erozyonun etkilerini azaltmak ve muhtemel erozyon prosesleri üzerinde bir kontrol eylemi geliştirmek için doğrudan aşağıdaki unsurlara müdahale etmek gereklidir:

a) yamaç uzunluğu ve eğimi arasındaki ilişki olarak kabul edilen yamaç enerjisi;

b) çevre mühendisliği gibi, düşük çevresel etkili teknikler aracılığıyla projeler gerçekleştirmek gibi toprağın korunmasına yönelik bir faaliyet geliştirmek;

C) bitki örtüsünün yeniden oluşturması, yani bitki örtüsüne bağlı parametrenin iyileştirilmesi

Erozyonun kontrolü için müdahale edilebilecek farklı parametrelerin karşılaştırılması sonucunda, en büyük yararların, orta veya uzun vadede yıllık erozyon hızı üzerinde belirleyici bir ağırlığı olan birki örtüsü veya bitki örtüsünün pekiştirilmesi aracılığıyla sağlandığı ortaya çıkmıştır.

 

BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN ROLÜ

 

Günlük deneyim ve özel gözlem çalışmaları, bitki örtüsünün, yani toprağın altındaki iyi bir kök sisteminin eksikliği zeminlerin mekanik dayanımında bir azalmaya neden olduğunu göstermektedir. 

Bitki materyallerin kullanımı aracılığıyla erozyon kontrolünü amaçlayan müdahalelerin çevre üzerinde neredeyse hiç etkisi yoktur ve aksine otokton (yerli) türlerin kullanımı bölgede eşzamanlı çevresel bir yenilenme sağlar.

Bu stabilizasyon müdahaleleri, toprak kayıplarını aşamalı olarak yavaşlatarak, duraylılığını kaybetmiş yamaçların  pekiştirilmesine katkıda bulunarak ve bitki örtüsü aracılığıyla araziyi “yeniden sınırlayarak” duraylılığını kaybetmiş alanları dengeli bir şeklide telafi edici uygulamalara katkıda bulunmaktadır.  

Teknik temel olarak şunlara dayanmaktadır:

• toprak partiküllerini birbirlerine bağlayan ve pekiştiren güçlendirilmiş bir elyaf sistemi oluşturan kök sistemlerinin yayılım ve difüzyon kapasitesi;

• yeraltından su çekme işlemi aracılığıyla toprağın içine yağmur sularının sızmasının azaltılması (evapotranspirasyon ve emme) ; 

• yaprak aparatları aracılığıyla yağmurun toprağa ulaşımının yavaşlatılması ve azaltılması;

• arazilerin jeomekanik özelliklerinin iyileştirilmesi;

Yukarıda anlatılanlar ışığında bitki örtüsünün hidrolojik rejim ve zemin mekaniği üzerinde ne kadar etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bitki örtüsü yağmur damlalarını düşerken havada yavaşlatır, yağmur damlalarının toprak üzerindeki darbe enerjisini, suyun toprak üzerindeki akış hızını azaltır. Ayrıca suyun hızını ve toprak yüzeyi üzerindeki akış hızını azaltır.  Ayrıca, toprak ve kökler arasında güçlendirilmiş tek bir sistem oluşturmak suretiyle, yamaçlardaki dengeleyici kuvvetlerin artmasıyla toprağın kaymaya karşı mukavemeti de artar. Nihayet, ancak son olarak değil, kökler aracılığıyla nemi emerek, toprağın görünür koheziyonunun artma etkisi ile kılcal gerilimlerden kaynaklanan emme fenomenlerini arttırır.

 

Bitkinin kök sisteminin, toprağın mekanik dayanımı üzerinde hatırı sayılır bir etkisi vardır. Aşağıdaki fotoğraflarda, çimlendirilmeden önce yüzey boyunca kontrol edilemez su akısından dolayı ileri derecede eroziv olan bir yamaç üzerinde bitki örtüsünün etkileri şematik olarak gösterilmektedir. Bitki örtüsü, yamaç yüzeylerini sağlamlaştırarak toprağın kayma mukavemetine olumlu yönde katkıda bulunarak bu eroziv dinamikleri kontrol altına alabilir. 

En iyi sonuçları veren sistem HİDROLİK ÇİMLENDİRMEDİR.

HİDROLİK ÇİMLENDİRME NEDIR?

 

HİDROLİK ÇİMLENDİRME terimi ile, basınçlı karıştırıcı makineler aracılığıyla, toprak yüzeyine, kompleks bir karışımın hidrolik olarak dağıtılması ile kaplanması kastedilmektedir. 

 

Amaçlar

Hidrolik çimlendirmenin amacı erozyon olaylarına maruz kalan toprak yüzeylerini hidrolik olarak çimlendirmektedir.

 

Vakaların büyük bir bölümünde bu fenomenlerin varlığı, bitki örtüsünün, gelişmesi ve anti erozyon görevini ifa etmesini sağlayacak seviyede geçici bir mekanik koruma gerektirmektedir. 

Bir çok durumda bu korumanın haricinde çimlendirmeyi zorlaştıracak veya olanaksızlaştıracak zorlu toprak koşullarını düzeltmek veya ağır iklimsel koşulları hafifletemek gerekmektedir. 

 

Hidrolik çimlendirmenin geleneksel yöntemlere oranla avantajı,  her şeyden önce tek bir solüsyon ile tohumlama, gübreleme ve sulamanın aynı anda yapılabilmesi ve böylelikle açık bir maliyet tasarrufu sağlamasıdır; ayrıca, uygulamadan önce toprakta herhangi bir hazırlık çalışması gerektirmeyen bir tekniktir. Bu işlem sonucunda daha hızlı gelişen, daha homojen ve erozyonu kontrol etme görevini daha kısa sürede yerine getiren bir bitki örtüsü elde edilmektedir.

 

HYDROMAT H.A.B. ile HYDROSEEDING (Tohumun su ile püskürtülmesi) (HİDROLİK BIOMAT): bu teknik, kaplanacak arazinin erozyona karşı korunması için başka bir koruma oluşturan, hydroseeding işlemi ile eş zamanlı olarak anti-erozyon bir kalıbın (Hydromat) uygulanmasını içermektedir; genellikle, erozyon açısından özel olarak kritik olan koşullar için öngörülmektedir, Hydromat, şu ürünlerin kombinasyonunun tek bir torba içinde bulunması ile karakterize edilen bir tekniktir:  odun lifi, doğal tutkal (%10) ve mineral aktivatörler (%2). Asla 350/400 gr/m² den az olmayacak miktarda uygulanması gereken Hydromat’a şunlar eklenecektir: tohum (40/50 gr/m²), gübre ( en az 200 gr/m²), tutkal (10-15 gr/m²) humus (en az 250 gr/m²). Su miktarı asla 7-8 lt/m² den az olmamalıdır.

Bu şekilde uygulanan Hydromat, biyolojik olaran çözünebilen ve  korunacak toplam yüzeye esnek yapışma özellikli  üç boyutlu bir strüktür oluşturmaktadır; özellikle, genel biyolojik kaplamaların tam bir tutunma sağlamadıkları ve dolayısıyla kaplamanın tabanında kabarcıkların ve yüzeysel akışların meydana geldiği morfolojik olarak ileri derecede düzensiz olan yamaçlar için çok uygundur.

Odun lifleri ve doğal yapıştırıcı mekanik dayanımı çok yüksek bir strüktür (üç boyutlu kalıp) oluşturmaktadır. Bu strüktür, yüksek eğimli yamaçlarda dahi toprak ve tohum için ileri derecede bir koruma sağlamaktadır;  ileri derecede su tutucu özelliği sayesinde nemi toprağa kademeli olarak bırakmakta ve çimlenme için uygun bir mikro iklim yaratmaktadır.

Hydromat ile hidro tohumlama erozyona uğramış, morfolojik olarak düzensiz eğimlere sahip yamaçlarda, geleneksel erozyon kontrol sistemlerine oranla çok verimli olmakta ve ekonomik açıdan büyük bir tasarruf sağlamaktadır.